Dijital PazarlamaE-TicaretSosyal Medya

Daha İyi Facebook ve Instagram Reklamları İçin 9 İpucu

Sosyal medya platformları, insanların feed’lerinde gördüklerini daha da kişiselleştirmek için sıklıkla algoritmalarını değiştirir. Bu da hedef kitlenizin firmanızın organik içeriğini görme şansını oldukça düşürür ve organik yükselişinizin önüne geçer.

Bunun doğal sonucu olarak firmalar organik içerikten ayrılıp reklamlara yönelmek mecburiyetinde kalıyor. Yani e-ticaret satışlarınızı arttırmak için yalnızca Facebook sayfanıza içerikler oluşturmak yetmez, Facebook reklamlarını da kullanmalısınız. Ancak burada bahsedilen yalnızca Facebook değil, aynı zamanda Instagram. Facebook, Instagram ve Messenger reklamları Business Manager üzerinden verilir. Yani yazı boyunca her Facebook dediğimizde aynı zamanda Instagram’ı da kastetmiş olacağız.

Ancak elbette hiçbir firma günün sonunda satış getirmeyecek reklamlara boş yere para akıtmak istemez. İşte bunun için burada Facebook reklamlarına dair 9 temel ve anlaşılır ipucu paylaşacağız. Bu yazı biraz fazla derinlere inebilir, ancak merak etmeyin, kaybolmayacağız! 😊

1. Reklamlarınızda Çarpıcı Görseller Kullanın

Öncelikle, tartışma kabul etmeksizin, reklamlarınızda kullanacağınız bütün görsellerin yüksek çözünürlüklü olması gerekir. Bu basit ve tahmin edilebilir zorunluluğu dile getirdikten sonra, şimdi biraz daha detaya inelim.

Görsellerinizi şu yönergelere göre belirlemelisiniz:

  • Görselleriniz parlak, renkli ve göz alıcı olmalıdır.
  • Facebook’un renkleriyle (mavi ve beyaz) aynı olan görsellerden kaçının. Bu, reklamlarınızın Facebook arayüzünde kamufle olmasına ve fark edilmemesine yol açabilir.
  • Eğer görsellerinizde insan kullanacaksanız, her zaman mutlu ve gülümseyen insanları tercih edin. Ürününüzü kullanırken mutlu olduklarını ön plana çıkarmalı, ancak bunu çok da göze sokmamalısınız. Samimiyetsiz ve abartılı yüz ifadeleri potansiyel müşteriler üzerinde antipati yaratabilir.
  • Herkesin tahmin edebileceği gibi, kadın fotoğrafları erkeklerinden daha iyi geri dönüş alır. ☹
  • Seçtiğiniz reklam türüne uygun boyutta bir görsel seçtiğinizden emin olun.

İnsanların Facebook’ta hızlı gezinme eğiliminde olduğunu unutmamalısınız. Onca şeyin arasında göze çarpacak, ekranı hızla aşağı kaydıran bir parmağı durduracak görsellere ihtiyacınız var.

Facebook görsellerin üstüne yazı yazmanıza da izin verir, ancak bu yazı alanı, toplam alanın %20’sinden fazlasını kaplayamaz. Görseller tek başlarına da iyi bir geri dönüş sağlayabilirler, ancak güçlü ifadeler ve gerçekçi rakamlar, kuşkusuz onları daha da ilgi çekici hale getirecektir.

facebook reklamları
Hızlı bir parmağı durduracak reklamlar vermelisiniz!

Çoğu insanın Facebook’ta ailelerinin ve arkadaşlarının fotoğraflarını görmeye alışkın olduğu da unutulmamalı. Bu sebeple samimiyetsiz ve yapay duran stok fotoğrafların fazla etkileşim alamayacağını tahmin etmek güç değil. Gerçek insanların gerçek fotoğraflarını kullanmak daha iyi geri dönüşler sağlayacaktır.

2. Mutlaka Facebook Pixel Kullanın

   Facebook Pixel aslında sitenize yerleştirmeniz gereken küçük bir koddur ve kullanıcıların sitenizde aldığı aksiyonları görmenizi ve ölçebilmenizi sağlar. Bu sayede reklamlarınızı, web sitenizi ziyaret ettikten sonra satın alma olasılığı yüksek olan kişiler için optimize edebilirsiniz. Bunun sonucunda Facebook müşterilerinizi doğrudan hedefleyen reklamlar oluşturabilir. Buna remarketing (yeniden pazarlama) denir.

Örneğin, ayakkabı satan bir e-ticaret mağazasına sahip olduğumuzu düşünelim. Web sitemize giren bir kullanıcı da bazı spor ayakkabıları incelemiş, bazılarını sepetine eklemiş ancak satın alma işlemi yapmadan siteden çıkmış olsun. Facebook Pixel sayesinde bu kullanıcının ilgilendiği ve sepetine eklediği ürünleri görebilir, aynı kullanıcıya benzer ürünler üzerinden kişiselleştirilmiş bir reklam sunabiliriz. “Sepete Eklediklerin Tükenmek Üzere” gibi doğrudan müşteriye hitap eden bir mesaj da eklersek, kuşkusuz daha hedefli ve dönüşüme yönelik bir reklam olacaktır.

3. Doğru Hedef Kitleyi Bulmak İçin İlgi Alanlarını Kullanın

İnsanlar Facebook’u çoğunlukla sosyalleşmek için kullanırlar, alışveriş yapmak için değil.

Ürünlerinizi sattıklarınızla çok da ilgilenmeyen bir kitlenin önüne sunmanız ölümcül sonuçlar doğuracak, para ve emek kaybına sebep olacaktır. Özellikle de küçük bir e-ticaret sitesiyseniz potansiyel müşterilerin ilgi alanlarına yönelik reklamlar vermek daha tutarlı dönüşümler sağlayacaktır. Büyük markalar belli dönemlerde bununla ilgilenmeyebilir, yüksek bütçeleri sayesinde marka bilinirliği yaratmak için ilgi alanı gözetmeksizin reklam verebilirler. Ancak küçük mağazalar bu şansa sahip değildir. İşte Facebook’taki ilgi alanları seçeneği de bu sebeple ön plana çıkıyor.

Ancak bu noktada da dikkatli olmak gerekiyor: Çok geniş bir ilgi alanı seçmek, dar bir bütçe için çok doğru olmayacaktır. Mümkün olduğunca dar bir ilgi alanı seçmek, eğer doğru adımlarla ilerliyorsanız, ürününüzü satın alma olasılığı en yüksek olan insana reklamlarınızı gösterecek, sizi boşa reklam harcamasından kurtaracaktır.

Örnek vermek gerekirse, “kadın koşu ayakkabıları” gibi bir ilgi alanı, yalnızca “koşu” tarzı bir ilgi alanı seçmekten daha hedefe yönelik olacaktır. Birden fazla dar ilgi alanını birleştirerek sadık bir müşteri kitlesi yaratmak da pekâlâ mümkün.

Facebook’un size sağladığı hedef kitlelerin ve ilgi alanlarının sayısı şaşırtıcı derecede fazla. Daha geniş bir kitleyi ve ilgi alanını hedeflemenin cazibesine dayanmak bazen zor olsa da, bu pek yararlı olmayacaktır. Unutmayın: Herkesi memnun etmeye çalışırsanız hiç kimseyi memnun edemezsiniz.

4. Ürünlerinizi Önceden İncelemiş Kişiler İçin Özel Bir Kitle Oluşturun

Web sitenizi ilk kez ziyaret eden kullanıcıların büyük çoğunluğu pek fazla ürün satın almayacaktır. Bu konuda yapılan araştırmalar, web sitenizdeki ziyaretçilerin %98’inin ilk ziyaretlerinde alışveriş yapmayacağını gösteriyor. Oldukça ikna edici bir Facebook reklamı oluşturup ürünleriniz için mükemmel kitleyi hedefleseniz bile, insanların ilk ziyaretlerinde satın almamalarının milyonlarca nedeni olabilir.

Ancak bu zannedildiği kadar da korkutucu bir şey değil.

Bir ziyaretçi web sitenizdeki herhangi bir ürünün sayfasına baktıysa, sattıklarınızla bir nebze de olsa ilgilendiklerini öğrenmiş olursunuz. Ürün sayfalarınızı ziyaret eden kullanıcılardan özel bir hedef kitle yaratmanız, sonraki aşamalarda bu ziyaretçileri müşteriye dönüştürmenizde yardımcı olacaktır.

Ancak bu özel kitleyi yaratırken hali hazırda zaten müşteriniz olan kullanıcıları dışarda bırakmanız önemlidir. Yani yalnızca ürünlerinizi görüntülemiş ancak herhangi bir satın alma işleminde bulunmamış kullanıcıları hedeflemelisiniz. Sonrasında bu hedef kitleye kişiselleştirilmiş bir reklam gösterip onları geri kazanabilirsiniz.

5. Benzer Kitleler Oluşturun

Eğer hali hazırda birkaç yüz kişiden oluşan bir müşteri listeniz varsa Facebook’ta onlara benzer bir kitle oluşturabilirsiniz. Mevcut müşterileriniz markanızı ve ürününüzü sevmiş, sizden alışveriş yapacak kadar güvenmiş kişilerdir.    Bu, bu insanlarla aynı alışkanlıklara, aynı ilgi alanlarına sahip diğer insanların da yüksek ihtimalle sizden alışveriş yapabileceği anlamına gelir. Yüklediğiniz müşteri listesine göre Facebook, reklamlarınızı mevcut müşterilerinize benzediğine inandığı diğer insanlara gösterir.

Müşteri listeniz ne kadar büyük ve ayrıntılı olursa, benzer kitleniz o kadar doğru olur. Sahip olduğunuz müşteri profilini ayrıntılarıyla analiz etmek kampanyalarınızı kişiselleştirmenize olanak sağlar, bu da kuşkusuz dönüşümü arttıracaktır.

6. İndirim Kampanyaları Düzenleyin

Doğrudan ürünlerinizi tanıtmakla yetinen bir reklam yerine, örneğin, 100 TL alışveriş yapana 20 TL’lik indirim yapacağını söyleyen bir reklam daha etkili olacaktır. Hatta denebilir ki bu, çoğu zaman doğrudan bedava bir ürün vermekten bile daha etkilidir. İnsanlar bedava ürünlerin kalitesiz olduğunu düşünürler, oysa başka yerden yapmak yerine sizden yapacakları bir alışveriş sayesinde kazanacakları 20 TL’yi daha tercih edilebilir bulacaklardır.

Bu basit ama etkili kural, hem fiziksel bir dükkan hem de e-ticaret için geçerlidir.

facebook instagram indirim kampanyaları
Uygun bir indirimin cazibesine hiçbir tüketici dayanamaz!

7. İlgi Çekici ve Akılda Kalıcı Metinler Yazın

Sosyal medya içerikleri (çok fazla dikkat dağıtıcı unsur olması sebebiyle) hızlı tüketilir. Bu sebeple bir Facebook reklamında müşterilerinizin dikkatini ilk birkaç kelime ile çekebilmeniz önemlidir. Eğer bunu başaramazsanız sayfayı aşağı doğru kaydırmaya devam edeceklerdir.

Yazdığınız metin ve kullandığınız görsel, potansiyel müşterilerinize markanızla ilgili bir hikâye anlatmalı, bir duyguyu yansıtmalıdır. Örneğin emoji kullanmak bunun yollarından biridir. İnsanlar arkadaşları ve aileleriyle mesajlaşırken sıklıkla emoji kullanırlar. Ancak unutmayın, kullandığınız emojilerin reklamınızın genel dili ve tonuyla uyum içinde olduğuna dikkat etmelisiniz.

Hedeflediğiniz insanlara, sorunlarını anladığınızı ve reklamınızı tıklamanın onlara nasıl bir çözüm yolu sunacağını göstermelisiniz. Ancak lafı çok uzatmak da sıkıcı olacaktır, kısa ve öz olmakta fayda var.

8. Döngü Reklamları Kullanın

İnsanların büyük çoğunluğu sosyal medya uygulamalarını mobil cihazlarından kullanıyor, yani dokunarak ve kaydırarak. Reklamlarınızın da böyle olması daha ilgi çekici olacaktır.

Facebook’taki carousel (döngü) reklamlarını kullanmanız, birden fazla ürününüzü tanıtmak için oldukça uygundur. Veya tam tersi, tek bir ürünün farklı modellerini ve renklerini göstermek istediğinizde de kullanışlı olabilirler.

döngü reklamları carousel
Carousel reklamlarının gücünü kullanın

Döngü reklamları, tek bir görselin kullanıldığı reklamlara göre daha çok olumlu geri dönüş almaktadır.

9. Aksiyona Çağıran İfadeler Kullanın

“Call to Action” denilen (aksiyona çağıran) ifadeler kullanmak, reklamlarınızı gören müşterilerinizde “davet edilmiş” hissi uyandırır. Unutmayın, eğer bir e-ticaret sitesiyseniz reklam vermenizin ilk amacı insanları web sitenize yöneltmektir. İlk ziyaretlerinde alışveriş yapmaları elbette çok hoş olacaktır, ancak daha önce de dediğimiz gibi, bunun ihtimali düşüktür. İlk etapta, yalnızca siteyi ziyaret etmeleri bile bizim için önemlidir, çünkü sonradan remarketing ile bir kez daha reklam gösterip onları kazanabiliriz. Satış, her pazarlama kampanyasının son amacıdır.

call to action aksiyona çağrı
Potansiyel müşterilerinizi aksiyona davet edin!

Yani insanları yönlendirmek istiyoruz, bu sebeple onları bir aksiyona çağırmalıyız. Aksiyona çağıran ifadelere birkaç örnek vermek gerekirse:

  • Acele Edin!
  • Sakın Kaçırmayın!
  • İndirimler İçin Son Şans
  • Sınırlı Sayıda
  • Şimdi Keşfet!
  • Hemen Tıkla!

Bu tarz hitaplar potansiyel müşterilerinizi aksiyon almaya yönlendirir.

 

Burada verilen ipuçları ve gösterilen yollar, elbette kampanyadan kampanyaya değişebilir. Üstelik sattığınız ürünün türü, hitap ettiğiniz kitle ve sahip olduğunuz bütçe de genel tabloyu değiştirebilir. Gene de birçok kampanya için yukardaki kuralların geçerli olduğunu söylemek, pek de yanlış olmayacaktır.

Tüm bunlar biraz karışık ve yönetilmesi zor gelmiş olabilir, o sebeple bu konularda uzman kişilerle çalışmak, boşa para harcamanıza engel olacaktır. 112 Dijital olarak bizim yaptığımız ve tutku duyduğumuz iş de tam olarak budur.

Unutmayın, sosyal medya her daim hareketli ve yaşayan bir orman. Bu büyük ormanda yolunuzu bulabilmeniz için uzman rehbere ihtiyacınız olacak. 112 Dijital olarak biz, bunun için buradayız!

YAZININ ORİJİNALİ: NEIL PATEL

İlgili İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close